Alacağın 'kanuni temliki' ile 'iradi temlik' arasındaki temel fark nedir? BK m. 109'da (yeni TBK m. 127) düzenlenen 'kanuni halefiyet'in kanuni temlike bir örnek teşkil edişini açıklayınız.
İradi temlik, alacaklı ile devralan arasında yapılan bir sözleşme (irade uyuşması) ile alacağın devredilmesidir. Tarafların iradesi esastır. Kanuni temlik ise, tarafların iradesine bakılmaksızın, kanunda öngörülen belirli hukuki olayların gerçekleşmesiyle alacağın bir kişiden diğerine kendiliğinden (kanun gereği) geçmesidir. Kanuni halefiyet (TBK m. 127), kanuni temlikin en tipik örneğidir. Kural olarak, borcu ifa eden üçüncü kişi, alacaklının yerine geçemez. Ancak kanunun öngördüğü bazı özel durumlarda (örneğin kefilin borcu ödemesi), borcu ifa eden üçüncü kişi, alacaklının haklarına kanun gereği 'halef olur', yani alacak hakkı ve buna bağlı yan haklar kendiliğinden o üçüncü kişiye geçer. Bu geçiş için ayrı bir temlik sözleşmesine gerek yoktur, bu nedenle bir kanuni temlik halidir.