Yargıtay'ın, TCK m. 145 ve m. 150/2'deki 'değer azlığı'nı, 'failin daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca ihtiyacı kadar ve değer olarak da az olanı alması' şeklinde yorumlamasını, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi (TCK m. 2) ve kanunun lafzı açısından eleştirel bir şekilde değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #176680

Yargıtay'ın bu yorumu, metinde de belirtildiği gibi, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesine (TCK m. 2) aykırılık teşkil ettiği yönünde ciddi eleştirilere açıktır. Kanun metinleri (TCK m. 145 ve m. 150/2), ceza indirimini sadece 'malın değerinin azlığı' gibi objektif bir koşula bağlamıştır. Yargıtay ise kanunda yer almayan 'daha fazlasını alabilme imkanı' ve 'ihtiyaç kadar alma' gibi failin niyetine ve fiilin işlendiği andaki dışsal koşullara bağlı subjektif unsurlar eklemektedir. Bu durum, kanunun lafzından ve kanun koyucunun amacından uzaklaşarak, hakimin 'niyet okuyuculuğu' yapmasına ve keyfi uygulamalara yol açma potansiyeli taşır. Kanunilik ilkesi, suç ve cezaların kanunda açıkça, belirsizliğe yer vermeyecek şekilde tanımlanmasını gerektirir. Yargıtay'ın bu yorumu, kanunun açık lafzına yeni unsurlar ekleyerek bu ilkeyi zedelemektedir. (Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 17.04.2013 tarihli kararı bu yoruma örnektir).