TCK m. 122'de düzenlenen 'nefret ve ayırımcılık' suçu ile genel anlamda 'nefret suçu' ve 'nefret söylemi' kavramları arasındaki ilişkiyi, Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin E: 2015/26353, K: 2016/6373 sayılı kararındaki tanımlar ışığında açıklayınız.
Yargıtay'ın ilgili kararında bu üç kavramın farkı net bir şekilde ortaya konulmuştur: 1) Nefret Söylemi: Irkçı nefreti, yabancı düşmanlığını veya hoşgörüsüzlüğe dayalı diğer nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren her türlü 'ifade biçimidir'. Genellikle düşünce açıklaması boyutundadır. 2) Nefret Suçu (Genel Anlamda): Failin, mağduru belirli bir gruba (ırk, din, cinsel yönelim vb.) aidiyeti nedeniyle ön yargı saikiyle hedef alarak işlediği ve TCK'da zaten suç olarak tanımlanmış olan fiillerdir (örn: kasten yaralama, mala zarar verme). TCK'da bu genel tanıma uyan bağımsız bir nefret suçu düzenlenmemiştir. 3) Nefret ve Ayırımcılık Suçu (TCK m. 122): Bu, TCK'da özel olarak düzenlenmiş bir suç tipidir. Bu suçun oluşması için failin, maddede sayılan 10 koruma grubundan birine yönelik 'nefret saikiyle' hareket ederek, yine maddede sınırlı olarak sayılan dört seçimlik hareketten (mal satmayı/kiralamayı engelleme, hizmetten yararlanmayı engelleme, işe almayı engelleme, ekonomik faaliyeti engelleme) birini işlemesi gerekir. Dolayısıyla TCK 122, nefret söyleminden daha ağır, genel nefret suçundan ise daha dar ve özel olarak tanımlanmış bir fiili cezalandırmaktadır.