Ceza yargılamasında 'gizli tanıklık' (CMK m. 58) kurumunun, 'silahların eşitliği' ve 'delillerin doğrudan doğruyalığı' ilkeleri açısından yarattığı sorunlar metinde nasıl eleştirilmektedir?
Metinde (ceza-yargilamasinin-bitmeyen-dort-buyuk-sorunu), gizli tanıklığın ceza yargılamasının en büyük sorunlarından biri olduğu ve özellikle kovuşturma aşamasında savunma hakkını 'yerle bir ettiği' ifade edilmektedir. Eleştiriler şu noktalarda toplanmaktadır: 1) Silahların Eşitliği İlkesine Aykırılık: Sanığın ve müdafiinin, kimliğini bilmediği, görmediği, sesini duymadığı, jest ve mimiklerini gözlemleyemediği bir kişi tarafından suçlanması, iddia makamı ile savunma makamı arasındaki dengeyi savunma aleyhine bozar. Savunma, aleyhindeki en önemli delillerden birini etkin bir şekilde sorgulama ve çürütme imkanından mahrum kalır. 2) Delillerin Doğrudan Doğruyalığı İlkesine Aykırılık: Bu ilke, mahkemenin delillerle doğrudan temas kurarak bir kanaate varmasını gerektirir. Gizli tanıklıkta mahkeme, tanıkla doğrudan bir yüzleşme sağlayamaz; tanığın beyanının güvenilirliğini ve tutarlılığını tam olarak test edemez. Sanığın, kendisini suçlayan kişiyle yüzleşememesi ve ona doğrudan soru soramaması bu ilkeyi zedeler. Metin, bu yöntemin kaldırılıp yerine 'tanık koruma' müessesesinin etkinleştirilmesini önermektedir.