Bir müteahhidin sorumlu olduğu binanın yıkılması sonucu ölümler meydana geldiğinde, fiilin 'olası kast' ile mi yoksa 'bilinçli taksir' ile mi işlendiği ayrımı nasıl yapılır? TCK m. 21 ve m. 22'ye göre bu iki kavramı tanımlayarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #176080

Metinde yer alan TCK m. 21 ve m. 22'ye göre, olası kast ile bilinçli taksir arasındaki ayrım, failin öngördüğü netice karşısındaki iradi tutumuna dayanır. Bilinçli taksir (TCK m. 22/3): Fail, neticenin meydana gelebileceğini öngörür ancak neticenin gerçekleşmesini istemez; şansına, tecrübesine veya başka etkenlere güvenerek neticenin gerçekleşmeyeceğine inanır. Örneğin, 'bir şey olmaz' mantığıyla hareket eder. Olası kast (TCK m.21/2): Fail, neticenin meydana gelebileceğini öngörmekle kalmaz, aynı zamanda bu neticenin gerçekleşmesini kabullenir. 'Olursa olsun' şeklinde bir kayıtsızlık içindedir. Müteahhit örneğinde; projedeki demir miktarını azaltmanın veya kalitesiz beton kullanmanın binanın yıkılabileceğini ve insanların ölebileceğini öngörmesine rağmen, maliyetten kısmak için 'bir şey olmaz' diyerek bu riski alması 'bilinçli taksir' olarak değerlendirilebilir. Ancak, müteahhidin olası bir depremde binanın kesinlikle yıkılacağını ve insanların öleceğini öngörmesine rağmen 'sonuçları ne olursa olsun ben bu malzemeyi kullanacağım' diyerek neticeyi kabullenmesi ve umursamaması 'olası kast' olarak yorumlanabilir. Bu ayrım, verilecek cezanın ağırlığı açısından kritik öneme sahiptir.