Bir sözleşmeye dayanılarak verilen çekin, temel borç ilişkisinin TBK m. 27'ye göre 'kesin hükümsüz' olması (örn: ahlaka aykırılık) halinde, bu durumun çeke etkisini 'mücerretlik (soyutluk)' ilkesi çerçevesinde açıklayınız.
Metinde, temel borç ilişkisinin geçersizliğinin çeki bedelsiz hale getirdiği belirtilmiştir. TBK m. 27'ye göre kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Böyle bir sözleşme gereği verilen çek de, dayandığı temel alacak hiç doğmamış olduğu için 'bedelsiz' kalır. Ancak, kıymetli evrak hukukunun 'mücerretlik (soyutluk)' ilkesi gereğince, senedin kendisi geçersiz olmaz. Mücerretlik, senedin düzenlenme sebebinin (temel borç ilişkisinin) senet metninden anlaşılamaması ve senedin temel ilişkiden bağımsız olarak varlığını sürdürmesidir. Bu nedenle, temel ilişki hükümsüz olsa dahi çek, iyi niyetli üçüncü kişilere (hamillere) karşı geçerliliğini korur. Sadece, çeki düzenleyen (keşideci), çekin bedelsiz kaldığı defini, çeki doğrudan kendisinden alan lehtara veya çeki kötü niyetle iktisap eden hamile karşı kişisel bir defi olarak ileri sürebilir ve menfi tespit davası açabilir. (Yarg. 11. HD 1982/3928 E. kararına atıfla)