Bir trafik kazasında, uyuşturucu madde etkisi altında olduğu tespit edilen ve tamamen kusurlu olan bir sürücünün, bir kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, manevi unsur (kusurluluk) açısından 'bilinçli taksir' koşullarının varlığı nasıl değerlendirilir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nedir?
Bu durumda 'bilinçli taksir' (TCK m. 22/3) koşullarının varlığı kabul edilir. Bilinçli taksir, kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2021/4625 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bir sürücünün uyuşturucu veya uyarıcı madde alarak trafiğe çıkması, bu maddelerin dikkat, algı, refleks ve muhakeme yeteneğini olumsuz etkileyeceğini ve bu durumda bir kazaya neden olarak başkalarının ölümüne veya yaralanmasına yol açabileceğini öngörmesini gerektirir. Sürücü, bu neticeleri öngörmesine rağmen, 'bana bir şey olmaz, kaza yapmam' gibi bir düşünceyle, yani şansına veya kendi becerisine güvenerek bu riski almaktadır. Bu durum, neticeyi istememekle birlikte gerçekleşme olasılığını öngörerek hareket etme halidir ki, bu da tam olarak bilinçli taksirin tanımına uymaktadır. Dolayısıyla mahkeme, temel cezayı belirledikten sonra, bilinçli taksir nedeniyle cezada TCK m. 22/3 uyarınca artırım yapacaktır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/uyusturucudan-ehliyet-kaptirma-cezasi/)