Ceza yargılamasında 'delillerin doğrudan doğruyalığı (vasıtasızlığı)' ilkesi ne anlama gelir? Gizli tanıklık (CMK m. 58) müessesesi bu ilkeyi nasıl ihlal etmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #176013

'Delillerin doğrudan doğruyalığı' ilkesi, yargılama yapan hakimin, kararını etkileyebilecek olan delillerle arada hiçbir vasıta (aktarıcı, belge vb.) olmadan, doğrudan doğruya temas kurması gerektiğini ifade eder. Bu ilkeye göre hakim, tanığı bizzat dinlemeli, sanığı sorguya çekmeli, keşif yapılacaksa olay yerine bizzat gitmeli ve delili kendi duyu organlarıyla algılamalıdır. Gizli tanıklık müessesesi, bu ilkeyi temelden ihlal eder. Çünkü gizli tanık duruşmada hazır edilse bile, sesi ve görüntüsü değiştirilerek dinlenir. Hakim, tanığın gerçek kimliğini, jest ve mimiklerini, ses tonundaki tereddütleri veya samimiyeti doğrudan gözlemleyemez. Delil (tanık beyanı) ile hakim arasına teknolojik bir vasıta girmektedir. Bu durum, hakimin delili serbestçe takdir etme (CMK m. 217) yeteneğini zayıflatır ve gerçeğe ulaşmayı zorlaştırır. Bu nedenle, gizli tanıklık bu temel ilkeye aykırı, istisnai bir yöntem olarak kabul edilir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/ceza-yargilamasinin-bitmeyen-dort-buyuk-sorunu)