İşçinin, işverenin başka bir işçisine sataşması (TCK m. 125/1) ile işverene veya ailesine şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi (TCK m. 125/2), İş Kanunu m. 25/II açısından aynı hukuki sonucu mu doğurur? Bu fiillerin ispatı ve fesih sürecindeki farklılıkları neler olabilir?
Her iki fiil de 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II. maddesi ('Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller') kapsamında işveren için 'haklı nedenle derhal fesih' hakkı doğurur ve işçi kıdem tazminatına hak kazanamaz. Ancak aralarında ispat ve ağırlık açısından nüanslar olabilir: 1) Sataşma (m. 25/II-d): Genellikle fiziki veya sözlü taciz, kavga gibi daha somut ve genellikle tanıklarla ispatı daha kolay eylemleri ifade eder. Olayın işyerinde gerçekleşmesi ve diğer işçiye yönelik olması yeterlidir. 2) Şeref ve Namusa Dokunacak Sözler (m. 25/II-b): Bu durum, doğrudan işvereni veya ailesini hedef alan hakaret, küfür gibi eylemleri kapsar. Bu tür bir fiil, iş ilişkisinin temelini oluşturan sadakat borcunu daha derinden zedelediği için, mahkemeler tarafından daha ağır bir ihlal olarak değerlendirilebilir. İspatı, eğer tanık yoksa daha zor olabilir (yazılı mesajlar, e-postalar delil olabilir). Fesih sürecinde her iki durumda da işverenin, olayı öğrendiği tarihten itibaren 6 iş günü içinde fesih hakkını kullanması ve feshin yazılı olarak, sebepleri açıkça belirtilerek yapılması gerekir. (Kaynak: avukaterdemozkan.com/is-huku/kidem-tazminati/)