Anayasa Mahkemesi'nin 'Balyoz' davasında verdiği hak ihlali kararının temelinde yatan 'silahların eşitliği' ilkesi, ceza yargılamasında ne anlama gelmektedir? Karardaki hangi unsurlar bu ilkenin ihlal edildiğini göstermektedir?
'Silahların eşitliği' ilkesi, adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olup, ceza yargılamasında iddia makamı (savcılık) ile savunma makamının (sanık ve müdafii) usuli haklar ve imkanlar açısından denk bir konumda olmasını ifade eder. Taraflardan birinin, diğerine göre bariz bir dezavantaja sahip olmaması gerekir. Anayasa Mahkemesi'nin 'Balyoz' kararında bu ilkenin ihlal edildiğini gösteren unsurlar şunlardır: 1) Delil Sunma ve Tartıştırma İmkanının Kısıtlanması: Savunma tarafının, davanın esasıyla doğrudan ilgili ve mahkumiyet kararını etkileyebilecek nitelikteki tanıkların (dönemin komutanları) dinlenmesi talebinin reddedilmesi, iddia makamının delilleri karşısında savunmanın kendi karşı delillerini sunma imkanını kısıtlamıştır. 2) Delillerin Değerlendirilmesinde Eşitsizlik: Savunmanın, davanın temelini oluşturan dijital delillerin sahteliğine ilişkin sunduğu uzman raporları ve iddiaların, iddia makamının sunduğu delillerle aynı titizlikle ve etkinlikte incelenmemesi, taraflar arasında delillerin değerlendirilmesi sürecinde bir dengesizlik yaratmıştır. Bu durum, savunmayı iddia karşısında 'silahları' eksik bir konuma düşürmüştür. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/balyoz-ve-12-eylul-davalari)