Anayasa m. 90/5 uyarınca, temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir uluslararası andlaşma hükmü ile bir kanun hükmünün çatışması halinde andlaşma hükmünün esas alınması kuralı, andlaşmaların normlar hiyerarşisindeki yerini nasıl etkiler? Bu durum, Anayasa Mahkemesi'ne 'başvurulamaz' hükmü ile birlikte nasıl yorumlanmalıdır?
Bu kural, temel hak ve özgürlükler alanında uluslararası andlaşmalara zımni bir 'üstünlük' tanımaktadır. Normalde, usulüne göre yürürlüğe giren andlaşmalar 'kanun hükmünde'dir ve kanunlarla eşdeğerdir. Ancak, bir kanun ile temel haklara ilişkin bir andlaşma arasında uyuşmazlık çıktığında, hakimlerin kanunu değil andlaşmayı uygulaması zorunluluğu, bu andlaşmaları fiili olarak normlar hiyerarşisinde kanunların üzerine yerleştirmektedir. Anayasa Mahkemesi'ne 'başvurulamaz' hükmü ise, bu andlaşmaların yürürlüğe girdikten sonra Anayasa'ya aykırılığının iddia edilemeyeceği anlamına gelir. Bu iki hüküm birlikte yorumlandığında; temel haklara ilişkin bir andlaşma, hem Anayasa'ya aykırılığı iddia edilemeyen (bir nevi anayasallık karinesine sahip) hem de kendisiyle çelişen ulusal kanunları uygulanamaz kılan güçlü bir hukuki metin haline gelmektedir. Bu, Türk hukuk sisteminin temel hak ve özgürlükler standardını, taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin seviyesine yükseltme iradesini göstermektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/bir-uluslararasi-sozlesme-nasil-feshedilebilir)