1982 Anayasası'nın Geçici 15. maddesinin 2010 yılında kaldırılmasının, 12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştirenler hakkında dava açılabilmesi açısından 'suçta ve cezada kanunilik' ve 'kanunların geriye yürümezliği' ilkeleri bağlamında yarattığı hukuki sorunu analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175987

Bu durum, ceza hukukunun en temel iki ilkesiyle ilgili ciddi bir hukuki sorun yaratmıştır: 1) Suçta ve Cezada Kanunilik (TCK m. 2): Bir fiilin suç sayılabilmesi için, işlendiği anda yürürlükte olan bir kanunda açıkça suç olarak tanımlanması gerekir. Geçici 15. madde, yürürlükte olduğu sürece darbe fiilini yargı denetimi dışında tutan bir 'hukuka uygunluk nedeni' veya 'yargılanamazlık' normu işlevi görmekteydi. Dolayısıyla, bu madde yürürlükteyken işlenen fiil, o anki hukuk düzenine göre takibata uğrayamayan bir fiildi. 2) Kanunların Geriye Yürümezliği (Aleyhe Kanunun Geçmişe Etkili Olmaması - TCK m. 7): Ceza kanunları, failin aleyhine olacak şekilde geçmişe yürütülemez. Geçici 15. maddenin 2010'da kaldırılması, failin aleyhine bir kanun değişikliğidir. Bu değişikliğin, 1980'de işlenen bir fiile uygulanarak kişilerin yargılanması, aleyhe kanunun geriye yürütülmesi anlamına gelmektedir. Metindeki eleştiriye göre, bir fiilin hukuka uygunluğu veya bir kişinin dokunulmazlığı, fiilin işlendiği andaki kanunlara göre belirlenir. Sonradan yapılan bir Anayasa değişikliği ile bu durumun aleyhe değiştirilerek geçmişe uygulanması, 'hukuk devleti' ilkesinin temel güvencelerinden olan bu prensipleri ihlal etmektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/balyoz-ve-12-eylul-davalari)