1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na göre avukatlık mesleğinin 'kamu hizmeti' ve 'serbest meslek' niteliklerini bir arada taşıması, avukatların vergilendirilmesi açısından ne gibi sonuçlar doğurur?
Avukatlık mesleğinin bu ikili niteliği, vergilendirmede karmaşık bir yapı ortaya çıkarır. 'Serbest meslek' niteliği, avukatların elde ettikleri kazancın Gelir Vergisi Kanunu'nun 65. vd. maddeleri uyarınca 'serbest meslek kazancı' olarak vergilendirilmesine neden olur. Bu, avukatların kazançları üzerinden gelir vergisi ödemesi, defter tutması ve tahsilatları için 'serbest meslek makbuzu' düzenlemesi zorunluluğunu beraberinde getirir. 'Kamu hizmeti' niteliği ise, özellikle yargılama faaliyetinin bir parçası olmaları nedeniyle önem kazanır. Bu nitelik, avukatlık ücretlerinin KDV'ye tabi olup olmadığı veya KDV oranının ne olması gerektiği gibi konularda tartışmalara yol açmıştır. Örneğin, adli yardım hizmetlerinde veya belirli dava türlerinde (aile, tüketici, iş mahkemeleri) KDV oranının standart orandan daha düşük (%10) belirlenmesi, mesleğin kamu hizmeti yönünün bir yansıması olarak görülebilir. Ayrıca, karşı vekalet ücretinin vergilendirilmesi gibi konulardaki karmaşa da bu ikili nitelikten kaynaklanmaktadır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/avukatlar-nasil-serbest-meslek-makbuzu-keser/)