Güvenlik soruşturmasında KDAE (Kamu davasının açılmasının ertelenmesi) ve HAGB (Hükmün açıklanmasının geri bırakılması) kayıtlarının kullanılmasının, masumiyet karinesi açısından yarattığı temel sorun nedir? Bu kararların hukuki niteliğini açıklayarak, idari bir işlemde kullanılmalarının Anayasal sakıncalarını tartışınız.
Temel sorun, Anayasa'nın 38/4. maddesinde güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edilmesidir. Hukuki nitelik olarak KDAE ve HAGB kararları, kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü değildir. KDAE, savcının yeterli şüphe olmasına rağmen dava açmayı ertelemesidir. HAGB ise mahkemenin sanığın suçlu olduğuna kanaat getirmesine rağmen, belirli bir denetim süresi sonunda ortadan kalkma potansiyeli olan bir karar vermesidir. Bu kayıtların, kamuya alınma gibi bir idari işlemde kişinin aleyhine kullanılması, onu henüz hukuken mahkum olmadığı bir fiil nedeniyle 'damgalamak' ve hak yoksunluğuna uğratmak anlamına gelir. Bu durum, yargısal süreç tamamlanmadan ve kesin bir mahkumiyet olmadan kişiye bir yaptırım uygulanması sonucunu doğurur ki, bu da hem masumiyet karinesine hem de adil yargılanma hakkının ruhuna aykırıdır. Anayasa Mahkemesi'nin 2018/163 E. sayılı kararı da bu sakıncalara işaret etmektedir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/guvenlik-sorusturmasi-ve-arsiv-arastirmasi/)