Boşanma sonrası açılacak mal rejiminin tasfiyesi davalarında (katılma alacağı, değer artış payı alacağı) uygulanacak zamanaşımı süresi konusunda Yargıtay daireleri arasında yaşanan görüş ayrılığı neydi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/8-375 E. sayılı kararıyla bu sorun nasıl bir çözüme kavuşturulmuştur?
Yargıtay daireleri arasında zamanaşımı süresi konusunda uzun süre görüş ayrılığı yaşanmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu davaların niteliği itibarıyla bir alacak davası olduğunu ve bu nedenle Borçlar Kanunu'ndaki genel zamanaşımı süresi olan 10 yıla tabi olması gerektiğini savunmuştur. Buna karşılık, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, bu davaların 'evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakkı' olduğunu belirterek, boşanmanın fer'ileri için öngörülen TMK m. 178'deki 1 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği yönünde kararlar vermiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.04.2013 tarihli ve 2013/8-375 E., 2013/520 K. sayılı içtihadı birleştirme niteliğindeki kararıyla bu tartışmayı sonlandırmıştır. YHGK, katılma alacağının boşanmanın bir fer'isi (eki) olmadığını, niteliği itibarıyla bağımsız bir alacak hakkı olduğunu, bu nedenle TMK'da özel bir hüküm bulunmadığından TMK m. 5 atfıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesindeki 10 yıllık genel dava zamanaşımı süresine tabi olduğuna karar vermiştir. Bu zamanaşımı süresi, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (Kaynak: vonahukuk.com/mal-paylasimi-davasinda-zamanasimi/)