Kaçakçılık suçlarında fikri içtima uygulandığında, işlenen farklı suçlara ilişkin cezaların kanunda aynı olarak belirlenmesi durumunda TCK m. 44'ün uygulanmasında nasıl bir sorun ortaya çıkar ve metinde bu soruna ne gibi bir çözüm önerilmektedir?
TCK m. 44, faile 'en ağır cezayı gerektiren suçtan' ceza verilmesini öngörür. Eğer bir fiille işlenen birden fazla farklı kaçakçılık suçunun (örneğin 5607 S.K. m.3/11, 12, 13) cezaları kanunda birebir aynı ise, 'en ağır ceza' kriteri uygulanamaz hale gelir. Bu durumda TCK m. 44'ün lafzına göre bir sonuca varmak güçleşir. Metinde bu soruna yönelik şu çözüm önerileri tartışılmaktadır: 'Non bis in idem' ilkesi gereği faile her bir suçtan ayrı ceza verilemez. Bu durumda, kanun koyucunun fikri içtimaı düzenleme amacı gözetilerek faile yine tek bir ceza verilmelidir. Mahkeme, suç ve cezanın bireyselleştirilmesi ilkesi gereği, örneğin yakalanan eşya arasında değeri en yüksek olan mala göre suç vasfını belirleyebilir veya fıkra tanımı yapmaksızın genel bir ceza tayin edebilir. Metindeki nihai öneri, gelecekte olası bir af veya lehe kanun değişikliğinde sorun yaşamamak adına, mahkemenin hangi fıkraların ihlal edildiğini kararında belirtmesi, ancak tek bir ceza uygulaması ve ileride failin en lehine olacak uygulamanın tercih edilmesidir. En kalıcı çözüm ise kanuna, bu duruma özel bir hüküm eklenmesidir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kacakcilik-suclarinda-fikri-ictima)