Haksız bir fiilin varlığı konusunda kaçınılmaz bir hataya düşerek suç işleyen bir kişi, TCK m. 30/3 uyarınca bu hatasından nasıl yararlanır? Bu hatanın 'kaçınılmaz' olmasının anlamı ve ispatı nasıl değerlendirilmelidir?
TCK m. 30/3'e göre, 'Ceza sorumluluğunu ... azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.' Bu, failin, gerçekte var olmayan bir haksız tahrik durumunun var olduğuna inanarak suç işlemesi halinde, sanki haksız tahrik varmış gibi TCK m. 29'daki indirimden faydalanacağı anlamına gelir. Hatanın 'kaçınılmaz' olması, failin içinde bulunduğu koşullar, kişisel özellikleri, bilgi düzeyi dikkate alındığında, hataya düşmesinin önlenemez olması demektir. Yani, ortalama, makul bir insanın da aynı durumda aynı hataya düşeceğinin kabul edilmesidir. İspatı somut olayın özelliklerine göre değişir. Örneğin, bir kişinin karanlık bir sokakta kendisine saldıran kişinin, daha önce kendisini ölümle tehdit eden hasmı olduğu yönünde güçlü ve makul emareler (benzer ses, giyim tarzı vb.) varken, aslında saldıranın şaka yapmak isteyen bir arkadaşı çıkması durumunda, hatanın kaçınılmazlığı tartışılabilir. Mahkeme, failin bu hataya düşmekte kusurunun olup olmadığını değerlendirecektir. Eğer hata 'kaçınılabilir' ise, yani fail biraz dikkat ve özen gösterseydi gerçeği anlayabilecek idiyse, bu durum temel cezanın belirlenmesinde lehine bir takdiri indirim nedeni olarak (TCK m. 62) dikkate alınabilir, ancak TCK m. 29 doğrudan uygulanmaz. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/haksiz-tahrikin-varligi-konusunda-hata/)