TMK m. 194'ün aile konutuna sağladığı korumanın, eşin ölümüyle tamamen sona erdiğini söylemek doğru mudur? Medeni Kanun'un diğer maddeleri, bu korumanın devamlılığını nasıl sağlamaktadır?
TMK m. 194'ün sağladığı, malik eşin tek taraflı tasarruflarını (devir, ipotek vb.) kısıtlama şeklindeki koruma, evlilik birliğinin ölümle sona ermesiyle bu spesifik haliyle sona erer. Ancak aile konutunun korunması fikri, Medeni Kanun'un diğer hükümleriyle devam ettirilir. Bu devamlılığı sağlayan temel maddeler şunlardır: 1) TMK m. 240: Mal rejiminin tasfiyesi sırasında, sağ kalan eşin, ölen eşe ait olan aile konutu üzerinde kendisine katılma alacağına mahsuben intifa veya oturma hakkı, hatta haklı sebeplerle mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebileceğini düzenler. 2) TMK m. 652: Mirasın paylaşımı sırasında, sağ kalan eşin, terekeye dahil olan aile konutu üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı, haklı sebeplerle de intifa veya oturma hakkı tanınmasını talep edebileceğini düzenler. Görüldüğü gibi kanun koyucu, malik olmayan eşi korumaya yönelik adeta bir 'koruma zinciri' oluşturmuş, m. 194 ile başlayan korumayı, eşin ölümünden sonra da m. 240 ve 652 ile devam ettirmiştir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/aile-konutu-uzerindeki-ipotegin-kaldirilmasi/)