Bir şirketin SGK prim borcu nedeniyle, hem kanuni temsilci hem de ortak sıfatını taşıyan bir kişiye ödeme emri tebliğ edilmiştir. Bu kişi, borçlu olmadığının tespiti için dava açtığında, mahkemenin hangi sıfatına yönelik inceleme yapması ve hangi kanun maddelerini dikkate alması gerekir?
Mahkemenin, kişinin her iki sıfatını da ayrı ayrı değerlendirmesi gerekir. Kişi, kanuni temsilci (müdür) sıfatıyla sorumlu tutuluyorsa, mahkeme 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesi çerçevesinde inceleme yapmalıdır. Bu incelemede, borcun doğduğu tarihte kişinin kanuni temsilci olup olmadığı, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ve borcun muaccel olup olmadığı gibi hususlar değerlendirilir. Kişi, ortak sıfatıyla sorumlu tutuluyorsa, mahkeme 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi çerçevesinde bir inceleme yapmalıdır. Bu durumda, borcun şirketin mal varlığından 'tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması' şartının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalıdır. Bu şart, takip hukukunun temel bir ilkesi olup, öncelikle asıl borçlu olan şirkete karşı tüm yasal yolların tüketilmiş olması gerekir. Mahkeme, bu şart gerçekleşmeden ortağa yönelik takip yapılamayacağına karar vermelidir. Dolayısıyla, her iki sıfat için de farklı hukuki rejimler ve şartlar söz konusudur. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/borclu-olmadiginin-tespiti-davasi/)