Bir depremde yıkılan binanın müteahhidinin cezai sorumluluğu değerlendirilirken, TCK m. 83 (kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi) ile TCK m. 85 (taksirle öldürme) arasındaki ayrım nasıl yapılır? Müteahhidin hangi yükümlülükleri ihmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilmesine yol açabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175860

Bu ayrım, müteahhidin manevi unsuru (kast/taksir) üzerinden yapılır. TCK m. 85'e göre 'taksirle öldürme', dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışla öngörülmeyen bir neticeye (ölüme) sebep olmaktır. Deprem yönetmeliğine uymayan, eksik malzeme kullanan ancak binanın yıkılacağını ve insanların öleceğini öngörmeyen bir müteahhit için genellikle bu suç gündeme gelir. Ancak TCK m. 83'teki 'kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi' suçunun oluşabilmesi için, ihmalin icrai davranışa eşdeğer olması ve failin kastla (doğrudan veya olası kast) hareket etmesi gerekir. TCK m. 83/2'ye göre ihmali ve icrai davranışın eşdeğer sayılabilmesi için kişinin; a) Kanuni düzenlemelerden veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması (müteahhidin imar kanunu, yönetmelikler ve yapım sözleşmesinden doğan binayı sağlam yapma yükümlülüğü), b) Önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması (kusurlu bina inşa ederek tehlikeli bir durum yaratması) gerekir. Eğer müteahhit, kullandığı malzemenin yetersizliği veya projedeki bariz hatalar nedeniyle binanın olası bir depremde yıkılacağını ve içinde yaşayanların öleceğini kuvvetle öngörmesine rağmen 'olursa olsun' diyerek inşaatı tamamlamışsa, bu durumda sorumluluğu 'olası kastla ihmali davranışla öldürme' suçuna (TCK m. 83 ve m. 21/2) doğru evrilebilir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/muteahhidin-cezai-sorumlulugu/)