Bir idari yargı kararının uygulanmaması veya geç uygulanması nedeniyle idare aleyhine açılacak tam yargı davasında (İYUK m. 28), zararın hesaplanmasında hangi tarih esas alınmalıdır? Danıştay 6. Dairesi'nin E: 2013/3657, K: 2017/4335 sayılı kararında bu konuda nasıl bir çözüm benimsenmiştir?
Danıştay 6. Dairesi'nin anılan kararında, idarenin yargı kararını uygulamaması nedeniyle doğan zararın hesaplanmasında esas alınacak tarih net bir şekilde belirlenmiştir. İYUK m. 28/1'e göre idare, yargı kararının kendisine tebliğinden itibaren gecikmeksizin ve en geç 30 gün içinde işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorundadır. Bu süre, idarenin yasal olarak uyması gereken azami süredir. Dolayısıyla, bu sürenin bitiminden sonraki gecikme, idarenin hizmet kusurunu oluşturur. Kararda da benimsendiği üzere, tazminat hesaplanırken, idarenin hukuka aykırı eylemi (kararı uygulamama) bu 30 günlük sürenin bittiği tarihte başlamış sayılır. Somut olayda, davacının uğradığı maliyet farkından kaynaklanan zarar hesaplanırken, 'iptal kararının idareye tebliğinden itibaren en geç 30 gün sonrasına karşılık gelen tarih ile dava tarihi arasında oluşan inşaat maliyet farkının' bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yani, zararın başlangıç tarihi, idarenin kararı uygulamak için sahip olduğu yasal sürenin (30 gün) dolduğu tarihtir.