Bir sanığın ölümü üzerine TCK m. 64 uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilir. Ancak aynı maddede, 'niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir' denilmektedir. Bu durumda, sanık ölmüş olmasına rağmen davaya kiminle ve nasıl devam edilir? Bu yargılamada savunma hakkı nasıl sağlanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175411

TCK m. 64'teki bu istisna, suç konusu eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesini amaçlayan ve ceza niteliği taşımayan bir güvenlik tedbiri olan müsadere kurumunun özelliğinden kaynaklanır. Sanığın ölümü, cezaların şahsiliği ilkesi gereği ceza sorumluluğunu ortadan kaldırır, ancak suçtan elde edilen veya suçta kullanılan ve mülkiyeti tartışmalı olan eşyanın hukuki statüsünü belirleme gerekliliği devam eder. Bu durumda davaya, sanığın ceza sorumluluğu açısından değil, sadece eşyanın müsaderesi (mülkiyetin kamuya geçirilip geçirilmeyeceği) yönünden devam edilir. Yargılamanın tarafı, artık ölen sanık değil, o eşya üzerinde hak iddia eden kişilerdir. Bu kişiler genellikle sanığın 'mirasçıları' olur. CMK m. 260'ta sanığın mirasçılarının kanun yoluna başvurma hakkı genel olarak tanınmamış olsa da, müsadere gibi doğrudan kendi malvarlıklarını etkileyen bir konuda davaya katılma ve savunma yapma hakları vardır. Mahkeme, sanığın mirasçılarını duruşmaya davet ederek, onlara müsadere talebine karşı savunmalarını ve delillerini sunma imkanı tanımalıdır. Savunma hakkı bu şekilde sağlanır. Mirasçılar, eşyanın suçla ilgisi olmadığını, iyi niyetle iktisap edildiğini veya mülkiyetinin kendilerine ait olduğunu ispatlamaya çalışabilirler. Mahkeme, bu iddiaları değerlendirerek sadece müsadere konusunda bir karar verir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 25.04.2022 tarihli ve 23753-6210 sayılı kararında da ölen sanığın eşinin müsadere kararını temyiz etme hakkının bulunduğu kabul edilmiştir.