Gerek 1086 sayılı HUMK gerekse 6100 sayılı HMK'da açık bir düzenleme bulunmamasına rağmen, 'usuli kazanılmış hak' kurumunun hukuki dayanağı nedir? Bu kurumun, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen 'Hukuk Devleti' ilkesi ile olan bağını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175410

Usuli kazanılmış hak kurumunun kanunlarda açık bir düzenlemesi olmamasına rağmen, hukuki dayanağı Yargıtay'ın istikrarlı içtihatları ve hukukun genel ilkeleridir. Metinde de belirtildiği gibi, 'hukukun kaynağı, sadece kanun olmayıp, mahkeme içtihatları dahi hukukun kaynaklarından olduğundan,' bu kurumun kanunda yazmaması kabul edilmemesini gerektirmez. Yargıtay içtihatlarıyla geliştirilmiş ve öğreti tarafından kabul görmüş, usul hukukunun vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Bu kurumun Anayasa'nın 2. maddesindeki 'Hukuk Devleti' ilkesi ile çok sıkı bir bağı vardır. Hukuk Devleti'nin temel unsurları hukuki belirlilik, hukuki güvenlik ve öngörülebilirliktir. Usuli kazanılmış hak ilkesi, tam da bu unsurları hayata geçirir: - **Hukuki Güvenlik ve İstikrar:** Mahkemenin veya Yargıtay'ın bir konuda verdiği karardan (özellikle bozmaya uyma kararından) keyfi olarak dönememesi, taraflar için bir hukuki güvenlik yaratır. Taraflar, yargılamanın hangi çerçevede devam edeceğini bilirler. - **Öngörülebilirlik:** Taraflar, bir usul işlemiyle lehlerine doğan hakkın korunacağını ve yargılamanın bu hakka uygun olarak ilerleyeceğini öngörebilirler. - **Keyfiliğin Önlenmesi:** Bu ilke, mahkemelerin kendi kararlarıyla çelişen yeni kararlar vermesini engelleyerek keyfiliği önler ve yargı kararlarına olan genel güveni korur. Metinde de vurgulandığı gibi, 'Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar... toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.' Bu nedenle usuli kazanılmış hak, Hukuk Devleti ilkesinin yargılamadaki somut bir tezahürüdür.