Hırsızlık suçunda (TCK m. 145), 'malın değerinin azlığı' nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilebilmesi için Yargıtay'ın aradığı 'suçun işleniş şekli ve özellikleri' kriteri, somut olayda nasıl değerlendirilir? Failin 'daha çoğunu alma imkanı varken daha azını alması' bu kriterin uygulanmasında tek başına yeterli midir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (K.2015/420) ve Dairelerinin yerleşik kararlarına göre, 'suçun işleniş şekli ve özellikleri' kriteri, ceza vermekten vazgeçme gibi istisnai bir kararın verilebilmesi için malın değerinin azlığı yanında ayrıca ve özel olarak değerlendirilmesi gereken bir unsurdur. Bu kriter değerlendirilirken şunlara bakılır: - **Suçun İşlenmesindeki Zorunluluk Hali:** Failin fiili, temel bir ihtiyacını (açlık, soğuktan korunma vb.) karşılamak için işlemiş olması (TCK m. 147'ye yakın durumlar). - **Fiilin Yarattığı Ek Haksızlık:** Failin suçu işlerken konut dokunulmazlığını ihlal etmesi, eşyaya zarar vermesi gibi ek haksızlıklar yaratıp yaratmadığı. - **Failin Suç Kastının Yoğunluğu:** Failin eyleminin anlık bir dürtüyle mi, yoksa planlı bir şekilde mi gerçekleştiği. Failin başka suçlara karışıp karışmadığı. 'Daha çoğunu alma imkanı varken daha azını alması' (özgüleme), TCK m. 145'in uygulanmasında önemli bir kriterdir ve genellikle cezada indirim yapılması için yeterli görülür. Ancak tek başına 'ceza vermekten vazgeçme' için yeterli değildir. CGK'nın anılan kararında da belirtildiği gibi, fail daha çoğunu alabilecekken sadece 5 TL almış olsa dahi, suçun işleniş şekli (gece vakti, konut dokunulmazlığını ihlal) ve sanığın başka suçlara da karışmış olması gibi özellikler, ceza vermekten vazgeçilmesine engel teşkil edebilir. Bu durumda, sadece cezada indirim yapılmasıyla yetinilmesi gerektiği kabul edilmektedir.