CMK m.149/3 uyarınca müdafi, ifade veya sorgu sırasında şüpheliye/sanığa sadece 'hukuki yardımda' bulunabilir. Müdafiin, şüpheliye maddi vakıayı nasıl anlatması gerektiği yönünde telkinde bulunması veya sorulan bir soruya doğrudan onun yerine cevap vermesi 'hukuki yardım' sınırları içinde midir? Bu sınırın aşılmasının sonuçları ne olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175392

Hayır, bu tür müdahaleler 'hukuki yardım' sınırları içinde değildir. CMK m.149/3'te belirtilen 'hukuki yardım', şüphelinin/sanığın yasal haklarını korunması ve muhakeme kurallarına uygun bir ifade/sorgu süreci geçirmesinin sağlanmasıdır. Bu kapsamda müdafi, haklarını hatırlatabilir, usulsüz sorulara itiraz edebilir, beyanların doğru yazılmasını sağlayabilir. Ancak metinde de belirtildiği gibi, müdafi 'maddi olayı karartabilecek müdahalelerde' bulunamaz. Şüpheliye maddi vakıayı nasıl anlatması gerektiğini telkin etmek, gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye yönelik bir eylemdir. Sorulara doğrudan cevap vermek ise, ifade ve sorgunun şahsiliği ilkesine aykırıdır; beyanı vermesi gereken şüphelinin/sanığın kendisidir. Bu sınırın aşılmasının sonuçları şunlar olabilir: 1. **İfade/Sorguyu Yapan Makamın Müdahalesi:** İfadeyi alan kolluk görevlisi, savcı veya sorguyu yapan hakim, müdafiin bu tür müdahalelerine izin vermeyebilir ve bu durumu tutanağa geçirebilir. 2. **Disiplin Sorumluluğu:** Avukatlık Kanunu ve meslek kurallarına aykırı bu davranış, müdafi hakkında bağlı olduğu baro tarafından disiplin soruşturması açılmasına neden olabilir. 3. **Cezai Sorumluluk:** Eğer müdafiin eylemi, yalan tanıklığa veya iftiraya azmettirme, delilleri karartma gibi boyutlara varırsa, bu durum TCK kapsamında ayrı bir suç teşkil edebilir ve müdafi hakkında cezai sorumluluk doğurabilir.