6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu uyarınca bir alanın 'rezerv yapı alanı' olarak ilan edilmesi için, bu alanın üzerinde bir yerleşim yeri bulunmaması şart mıdır? Kanunda yapılan 'Yeni yerleşim alanı' ifadesinin kaldırılıp 'Mevcut kentsel ve kırsal alanlar' ibaresinin eklenmesi, mülkiyet hakkı açısından ne gibi sonuçlar doğurmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175384

Hayır, artık şart değildir. 6306 sayılı Kanun'un ilk halinde rezerv yapı alanı, 'Bu Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere...' şeklinde tanımlanıyordu ve genellikle boş veya az yoğunluklu arazileri kapsıyordu. Ancak 09.11.2023 tarihinde yapılan değişiklikle, rezerv alan tanımından 'yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere' ibaresi çıkarılmış ve tanıma 'üzerindeki yapılaşmaya bakılmaksızın' gibi ifadeler eklenmiştir. Bu, artık üzerinde yoğun bir yerleşim yeri olan, binaların bulunduğu 'mevcut kentsel ve kırsal alanların' dahi rezerv yapı alanı olarak ilan edilebileceği anlamına gelir. Bu değişikliğin mülkiyet hakkı açısından çok önemli sonuçları vardır: 1. **Mülkiyet Hakkına Müdahalenin Kapsamı Genişlemiştir:** Daha önce sadece riskli binalar veya riskli alanlar dönüşüme tabi tutulurken, şimdi sağlam ve risksiz binaların bulunduğu bir alan dahi 'rezerv yapı alanı' ilan edilerek dönüşüme sokulabilir. Bu, mülkiyet hakkına müdahaleyi kolaylaştıran ve kapsamını genişleten bir durumdur. 2. **Hukuki Güvenlik ve Öngörülebilirlik Azalmıştır:** Bir mülk sahibinin, binası sağlam olsa bile, bulunduğu alanın rezerv yapı alanı ilan edilip edilmeyeceğini öngörmesi zorlaşmıştır. Bu durum, mülkiyet hakkı üzerindeki hukuki güvenceyi zayıflatır. 3. **Kamulaştırma ve Takas Riski:** Rezerv yapı alanı ilan edilen yerlerdeki taşınmazlar, idare tarafından kamulaştırılabilir veya başka yerlerdeki taşınmazlarla takasa tabi tutulabilir. Bu da mülk sahibinin rızası dışında mülkünü kaybetme riskini artırmaktadır.