7224 sayılı Kanun ile Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a eklenen Ek 1. madde, 'fahiş fiyat artışı'nı yasaklamaktadır. 'Fahiş fiyat' kavramının kanunda açıkça tanımlanmamış olması, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin idari yaptırımlar alanındaki yansıması olan 'belirlilik' ilkesi açısından bir sorun teşkil eder mi? Bu kavramın içeriğini dolduracak olan Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu'nun takdir yetkisinin sınırları ne olmalıdır?
Evet, 'fahiş fiyat' kavramının kanunda açıkça ve objektif kriterlerle tanımlanmamış olması, 'belirlilik' ilkesi açısından ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, kanunla düzenlenen bir yasaklama veya idari yaptırım, kişilerin hangi eylemin yasak olduğunu ve hangi sonuçlarla karşılaşacaklarını önceden bilebilecekleri bir açıklıkta olmalıdır. 'Fahiş' kelimesi, subjektif ve yoruma açık bir kavramdır. Bu belirsizlik, idareye (Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu) geniş bir takdir yetkisi tanımakta ve keyfi uygulamalara zemin hazırlama potansiyeli taşımaktadır. Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu'nun takdir yetkisinin sınırları, Anayasa'nın temel ilkeleri ve idare hukukunun genel prensipleriyle çizilmelidir. Kurul, bir fiyat artışının fahiş olup olmadığını değerlendirirken keyfi davranamaz. Kararlarını somut ve objektif kriterlere dayandırmak zorundadır. Bu kriterler arasında; malın normal arz-talep koşulları dışındaki bir dönemde (salgın, afet vb.) olup olmadığı, girdi maliyetlerindeki (kur, vergi, hammadde) artış oranı, benzer ürünlerin piyasa fiyatları, üretici/tedarikçinin makul kar marjını aşan bir fiyatlama yapıp yapmadığı gibi ekonomik ve denetlenebilir veriler bulunmalıdır. Kurul'un kararlarının gerekçeli olması ve bu gerekçelerin yargı denetimine elverişli olması, takdir yetkisinin hukuka uygun kullanımının temel güvencesidir.