Balyoz davasıyla ilgili makalede, beraat kararının CMK m. 223/2-e (yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması - delil yetersizliği) yerine, m. 223/2-b (yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması) veya m. 223/2-a (yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması) fıkralarına dayandırılması gerektiği savunulmaktadır. Bu üç beraat türü arasında sanığın 'lekelenmeme hakkı' açısından ne gibi farklar vardır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175368

Bu üç beraat türü, sanığın aklanma derecesi ve lekelenmeme hakkı açısından önemli farklar taşır: 1. **CMK m. 223/2-e (Delil Yetersizliğinden Beraat):** Bu karar, 'yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması' anlamına gelir. Yani, ortada bir suç şüphesi vardır ancak sanığın bu suçu işlediğine dair 'her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil' elde edilememiştir. Bu, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin bir sonucudur. Sanık beraat etse de, üzerinde bir şüphe gölgesi kalabilir. 2. **CMK m. 223/2-b (Suçu İşlemediğinin Sabit Olmasından Beraat):** Bu karar, 'yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması' halidir. Burada mahkeme, sanığın suçu işlemediğine dair kesin bir kanaate ulaşmıştır. Örneğin, sanığın suç saatinde başka bir yerde olduğunu ispatlayan kesin bir delil (kamera kaydı, tanıklar vb.) vardır. Bu, en güçlü aklanma türüdür ve sanığın lekelenmeme hakkını en üst düzeyde korur. Delil yetersizliği değil, masumiyetin ispatı söz konusudur. 3. **CMK m. 223/2-a (Fiilin Suç Olmaması):** Bu karar, 'yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması' durumunda verilir. Burada sanığın fiili işleyip işlemediği tartışılmaz. Mahkeme, sanığın gerçekleştirdiği iddia edilen eylemin, kanunlarda bir suç tanımına uymadığı sonucuna varır. Bu da 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin bir gereğidir ve sanığın eyleminin hukuka uygun olduğunu tescil eder. Balyoz davası özelinde, delillerin sahte olduğunun kanıtlanması durumunda sanıkların suçu işlemediği sabit olacağından m. 223/2-b'ye göre; 'mefruz cebir' gibi bir kavramın kanuni bir karşılığı olmadığı ve fiilin suç tanımına uymadığı kabul edilirse m. 223/2-a'ya göre beraat verilmesi, delil yetersizliğinden beraata göre sanıkların lekelenmeme hakkını daha güçlü bir şekilde koruyacaktır.