1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un 3/2. maddesine göre, yurtdışına izinsiz olarak döviz veya altın çıkarılması fiili, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümlerine göre suç veya kabahat oluşturmadığı takdirde idari para cezası ile cezalandırılır. Bu iki kanun arasındaki ilişkiyi 'öncelik' ve 'genel-özel kanun' prensipleri açısından değerlendiriniz. Bir eylemin aynı anda hem kaçakçılık hem de TPKK'ya aykırılık oluşturması mümkün müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175364

Bu iki kanun arasındaki ilişki, TPKK m. 3/2'de açıkça belirtilen bir 'öncelik' ilişkisidir. Madde, bir eylemin öncelikle 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu (KMK) kapsamında değerlendirilmesini emretmektedir. Eğer fiil, KMK'ya göre bir suç (örneğin, gümrük işlemine tabi tutulmaksızın eşya ithal/ihraç etmek - KMK m. 3) veya kabahat oluşturuyorsa, faile sadece KMK hükümleri uygulanır, TPKK'ya göre ayrıca ceza verilmez. Eğer fiil KMK kapsamına girmiyorsa, o zaman ikincil olarak TPKK'ya aykırılık olup olmadığı değerlendirilir ve şartları varsa TPKK m. 3/2'deki idari para cezası uygulanır. Bu durum, 'özel kanunun önceliği' ilkesinin bir yansımasıdır; zira KMK, gümrük kaçakçılığı fiilleri açısından daha özel bir düzenleme içermektedir. Bir eylemin aynı anda hem kaçakçılık hem de TPKK'ya aykırılık oluşturması ve her ikisinden de ceza alınması mümkün değildir. TPKK'daki '...Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümlerine göre suç veya kabahat oluşturmadığı takdirde...' ifadesi, KMK'nın uygulanması halinde TPKK'nın devre dışı kalacağını açıkça belirtmektedir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin K.2021/16387 sayılı kararında da bu ayrım gözetilerek, beyan edilmeyen dövizin TPKK kapsamında bir kabahat olduğu, kaçakçılık suçu oluşturmadığı kabul edilmiştir.