7086 sayılı OHAL KHK'sını kanunlaştıran kuralın, 'terör örgütlerine... üyeliği, mensubiyeti' olduğu gerekçesiyle kişileri kamu görevinden ihraç etmesi, Anayasa Mahkemesi tarafından neden masumiyet karinesine aykırı bulunmuştur? Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca olağanüstü hallerde dahi dokunulamayacak çekirdek haklardan olan masumiyet karinesinin bu bağlamdaki anlamını açıklayınız. (AYM, E.2018/81)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175347

Anayasa Mahkemesi, E.2018/81 sayılı kararında, bu ibareyi masumiyet karinesine aykırı bulmuştur çünkü 'üyelik' ve 'mensubiyet' kavramları, ceza hukukunda bir suçun (terör örgütü üyeliği) unsurlarını ifade eder. Bir kişinin bir terör örgütüne 'üye' veya 'mensup' olduğuna karar verme yetkisi, ancak kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla yargı organlarına aittir. Kanun hükmüyle, haklarında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmayan kişilerin 'üye' veya 'mensup' olarak etiketlenmesi, onların yargılanmadan suçlu ilan edilmesi anlamına gelir. Bu durum, Anayasa'nın 38/4 maddesindeki 'Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.' şeklindeki masumiyet karinesini doğrudan ihlal etmektedir. Anayasa'nın 15. maddesi, olağanüstü hallerde temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına izin verse de, ikinci fıkrasında '...suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz ilkelerine dokunulamaz.' diyerek masumiyet karinesini 'dokunulmaz çekirdek hak' olarak tanımlamıştır. Bu nedenle, OHAL koşullarında dahi, yasama organının bir kanunla kişileri yargı kararı olmaksızın 'suçlu' (üye/mensup) olarak nitelemesi mümkün değildir. AYM, bu gerekçeyle 'üyeliği, mensubiyeti' ibarelerini iptal etmiştir.