Bir sanık hakkında hem 'dava zamanaşımı' (TCK m. 66) dolmuş hem de fiili işlediği sırada 'ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlerden' (örn. meşru savunma) birinin varlığı söz konusu ise, mahkeme hangi kararı vermelidir? Bu durumu CMK m. 223'teki hükümlerin öncelik sırası ve sanığın lekelenmeme hakkı çerçevesinde analiz ediniz.
Bu durumda mahkeme, 'ceza verilmesine yer olmadığı' kararını vermelidir. CMK m. 223'teki hükümler arasında, sanığın lehine olan kararın öncelikle verilmesini gerektiren bir hiyerarşi söz konusudur. Bu hiyerarşi, sanığın 'lekelenmeme hakkı' ile doğrudan ilişkilidir. 1. **Düşme Kararı (Zamanaşımı):** Dava zamanaşımı nedeniyle verilecek 'düşme kararı' (CMK m. 223/8), davanın esasına girilmeden, usuli bir nedenle sonlandırılması anlamına gelir. Sanığın suçlu olup olmadığına dair bir yargı içermez, ancak üzerinde bir şüphe bırakabilir. 2. **Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (Meşru Savunma):** Meşru savunma gibi bir hukuka uygunluk nedeninin varlığı halinde verilecek 'ceza verilmesine yer olmadığı kararı' (CMK m. 223/3-c), sanığın fiili işlediğini ancak bu fiilin hukuka uygun olduğunu tespit eder. Bu, sanığın eyleminin suç teşkil etmediğini belirten, düşme kararına göre sanık lehine daha güçlü bir aklanma sonucudur. CMK m. 223/9'daki 'Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez' hükmü, en lehe olan beraat kararının önceliğini düzenler. Bu ilke kıyasen yorumlandığında, 'ceza verilmesine yer olmadığı kararı' verilebilecek bir durumda, daha az lehe olan 'düşme kararı' verilemez. Dolayısıyla, mahkeme öncelikle davanın esasına girerek hukuka uygunluk nedeninin varlığını tespit etmeli ve sanık lehine olan 'ceza verilmesine yer olmadığı' kararını vermelidir.