5188 sayılı Kanun'a göre, özel güvenlik görevlisi olarak çalışabilmek için 'güvenlik soruşturması olumlu olmak' şartı aranmaktadır. Bu soruşturmanın, kişinin kendisi dışındaki aile bireylerini (anne, baba, kardeş vb.) de kapsaması ve bir aile bireyinin adli sicil kaydı nedeniyle kişinin güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılması, 'cezaların şahsiliği' ilkesine (Anayasa m. 38) aykırılık oluşturur mu?
Evet, bu durum 'cezaların (ve sorumluluğun) şahsiliği' ilkesine açıkça aykırılık oluşturur. Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen bu ilke, bir kişinin, başka bir kişinin işlediği fiilden dolayı sorumlu tutulamayacağını, cezalandırılamayacağını ve herhangi bir hak kaybına uğratılamayacağını ifade eder. Güvenlik soruşturması bir ceza muhakemesi işlemi olmasa da, kişinin temel bir hakkı olan çalışma hakkını doğrudan etkileyen bir idari işlemdir ve bu ilkenin güvencesi altındadır. Bir kişinin, sırf bir aile bireyinin (anne, baba, kardeş vb.) adli sicil kaydı, sabıkası veya bir suçtan yargılanıyor olması nedeniyle güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılması, o kişiyi aile bireyinin eyleminden dolayı sorumlu tutmak anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay, bu tür uygulamaları istikrarlı bir şekilde 'cezaların şahsiliği' ilkesine aykırı bularak iptal etmektedir. Güvenlik soruşturması, kişinin 'şahsı' ile ilgili olmalıdır. Değerlendirmenin, adayın kendisinin terör örgütleri veya suç örgütleriyle eylem birliği, irtibatı veya iltisakı olup olmadığı gibi kişisel durumuna göre yapılması gerekir. Aile bireylerinin durumu, ancak adayın kendisiyle somut bir bağ kurulabildiği takdirde (örneğin, adayın da aynı yasadışı faaliyete katıldığını gösteren bir delil varsa) bir anlam ifade edebilir, tek başına bir ret gerekçesi olamaz.