CMK m. 141/1-j uyarınca, eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine 'koşulları oluşmadığı halde elkonulan' kişi Devlet'ten tazminat isteyebilir. El koyma kararının verildiği anda koşulları mevcut olduğu halde, sonradan verilen bir beraat kararı, el koyma işlemini başından itibaren 'haksız' hale getirir mi ve bu madde kapsamında tazminat hakkı doğurur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175278

Bu konu, CMK m. 141'in yorumunda önemli bir tartışma noktasıdır. Hüküm, 'koşulları oluşmadığı halde elkonulan' diyerek, el koyma işleminin yapıldığı andaki hukuka aykırılığa işaret etmektedir. Yani, el koyma kararının verildiği tarihte, CMK'daki (m. 127 vd.) şartlar (örneğin, suçun işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe) mevcut değilse, bu açık bir haksız el koymadır ve tazminat hakkı doğurur. Ancak, el koyma kararı verildiği anda hukuka uygun olsa bile, yargılama sonunda beraat kararı verilmesi durumu farklıdır. CMK m. 141/1'de, haksız yakalama ve tutuklama sonrası beraat halinde tazminat hakkı (fıkra e) açıkça düzenlenmişken, haksız el koyma sonrası beraat için böyle açık bir hüküm yoktur. Yargıtay, genellikle m. 141/1-j'yi dar yorumlama eğilimindedir. Buna göre, el koyma işlemi yapıldığı anda kanuni şartları taşıyorsa, sonradan verilen beraat kararı tek başına el koymayı geriye dönük olarak haksız kılmaz ve bu fıkra kapsamında doğrudan bir tazminat hakkı doğurmaz. Kişinin tazminat talep edebilmesi için, el koyma işleminin kendisinin baştan itibaren hukuka aykırı olduğunu veya 'korunması için gerekli tedbirlerin alınmadığını' ya da 'amaç dışı kullanıldığını' ispatlaması gerekir. Bu durum, haksız el koyma ile haksız tutuklama arasında tazminat rejimi açısından bir farklılık yaratmaktadır ve doktrinde eleştirilmektedir.