Bir davada, davalı mirasçılar, murislerinin ölüm tarihinde terekesinin borca batık olduğunu ve bu nedenle mirasın TMK m. 605/2 uyarınca 'hükmen reddedilmiş' sayılması gerektiğini 'defi' yoluyla ileri sürmüşlerdir. Bu durumda ispat yükü kime aittir ve mahkemenin bu iddiayı araştırırken 'taraflarca getirilme ilkesi' ile bağlı mıdır? HGK E:2017/438, K:2018/770 sayılı kararını dikkate alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175262

Mirasın hükmen reddi (TMK m. 605/2), 'ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise' mirasın kendiliğinden reddedilmiş sayılmasıdır. Bu iddiayı defi yoluyla ileri süren davalı mirasçıların, terekenin borca batık olduğunu ispatlaması gerekir. Ancak, mahkemenin bu konudaki rolü 'taraflarca getirilme ilkesi' ile sınırlı değildir. HGK'nın E:2017/438, K:2018/770 sayılı kararında da belirtildiği üzere, mirasın reddi beyanının tespiti ve tescili HMK m. 382 uyarınca bir 'çekişmesiz yargı' işidir. HMK m. 385/2'ye göre ise çekişmesiz yargı işlerinde kural olarak 're'sen araştırma ilkesi' geçerlidir. Bu nedenle, mirasın hükmen reddi iddiası bir dava içinde defi olarak ileri sürüldüğünde dahi, mahkeme bu iddianın niteliği gereği re'sen araştırma yapmalıdır. Yani mahkeme, tarafların sunduğu delillerle bağlı kalmayıp, kendiliğinden mirasbırakanın malvarlığını (tapu, banka, vergi dairesi, SGK kayıtları, zabıta araştırması vb.) kapsamlı bir şekilde araştırarak terekenin ölüm tarihindeki aktif ve pasif durumunu tespit etmekle yükümlüdür. Bu durum, HMK m. 25 (taraflarca getirilme) ve m. 26 (taleple bağlılık) ilkelerinin bir istisnasını oluşturur ve hakimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) kapsamında değerlendirilir.