2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesi, idari yargı kararlarının idare tarafından uygulanması zorunluluğunu düzenlemektedir. Bir iptal kararının uygulanması, idare açısından ne anlama gelir? İdarenin, iptal edilen bir işlemi hiç yapmamış gibi önceki hukuki durumu yeniden tesis etmesinin hukuken veya fiilen imkansız olduğu durumlarda sorumluluğu nasıl belirlenir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175245

İYUK m. 28 uyarınca bir iptal kararının uygulanması, idarenin o işlemi hiç yapmamış sayarak, işlemin yapıldığı tarihten önceki hukuki durumu yeniden tesis etmesi (eski hale getirme) anlamına gelir. Örneğin, görevden alınan bir memur hakkındaki işlemin iptali halinde, memurun görevine iade edilmesi ve yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının ödenmesi gerekir. İdare, kararın tebliğinden itibaren en geç 30 gün içinde bu gerekleri yerine getirmek zorundadır. Ancak bazı durumlarda, Danıştay 13. Dairesi'nin E: 2005/5545, K: 2005/5698 sayılı Kentbank kararında da görüldüğü gibi, önceki hukuki durumun yeniden tesisi hukuken veya fiilen imkansız olabilir. Örneğin, iptal edilen işlemle tüzel kişiliği sona erdirilen bir bankanın başka bir bankaya devredilerek hukuki varlığının ortadan kalkması gibi. Bu durumda, idarenin iptal kararını 'aynen' infaz etmesi mümkün olmaz. Bu imkansızlık durumunda, idarenin aynen infaz yükümlülüğü, 'tazminat ödeme' yükümlülüğüne dönüşür. Yani idare, hukuka aykırı işlemi nedeniyle ilgilinin uğradığı tüm zararları tam olarak karşılamakla yükümlü olur. Bu durum, Anayasa'nın 125. maddesindeki 'idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu' ilkesinin bir sonucudur.