Kentsel dönüşümde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na eklenen ek 11. madde ile getirilen 'ivedi yargılama usulü'nün temel amacı nedir? Bu usulde, normal yargılama usulüne göre kısaltılan süreler hangileridir ve 'yürütmenin durdurulması' kararlarına karşı itiraz yolunun kapatılmış olması, hak arama hürriyeti açısından nasıl değerlendirilebilir?
2577 sayılı Kanun'a eklenen ek 11. madde ile getirilen ivedi yargılama usulünün temel amacı, özellikle 6 Şubat depremleri sonrası, hasar tespit raporlarına dayalı olarak açılan iptal davalarının ve kentsel dönüşümle ilgili diğer uyuşmazlıkların çok daha hızlı bir şekilde sonuçlandırılmasını sağlamaktır. Bu sayede, hukuki belirsizliklerin ortadan kaldırılarak riskli yapıların tahliye ve yıkım süreçlerinin gecikmesinin önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Bu usulde kısaltılan temel süreler şunlardır: Dava açıldıktan sonra ilk inceleme 10 gün, ilk savunma süresi 15 gün (10 gün uzatılabilir), istinaf başvuru süresi 30 günden 15 güne indirilmiştir. Ayrıca bilirkişi raporu sunma süresi 15 gün, rapora itiraz süresi 7 gün gibi süreler de kısaltılmıştır. Yürütmenin durdurulması kararlarına karşı itiraz yolunun kapatılması, hak arama hürriyeti açısından önemli bir sınırlamadır. Normalde, yürütmenin durdurulması talebinin reddi kararlarına karşı Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz edilebilir. Bu yolun kapatılması, telafisi güç veya imkansız zararların önlenmesi amacını taşıyan bu önemli tedbir üzerindeki denetimi zayıflatmaktadır. Ancak kanun koyucu, yargılamanın sürati ve kentsel dönüşümün kamu yararı niteliğini daha üstün tutarak bu sınırlamayı getirmiştir. Bu durum, 'süratli yargılama' ile 'etkin hak arama' ilkeleri arasındaki gerilimin tipik bir örneğidir.