Davanın düşmesi kararının hukuki niteliği nedir ve CMK m. 223'te sayılan diğer hüküm türlerinden farkı nedir? Mahkeme, sanığın fiili işlemediğinin açıkça anlaşıldığı bir durumda, dava zamanaşımı dolmuşsa 'beraat' kararı mı, yoksa 'düşme' kararı mı vermelidir? CMK m. 223/9 hükmünü yorumlayınız.
Davanın düşmesi kararı, CMK m. 223/8 uyarınca bir hükümdür. Ancak bu karar, davanın esası hakkında (sanığın suçlu veya suçsuz olduğu) bir yargı içermez. Sadece TCK'da öngörülen düşme sebeplerinden birinin (sanığın ölümü, af, dava zamanaşımı, şikayetten vazgeçme vb.) veya bir muhakeme şartının (soruşturma izni, uzlaşma vb.) gerçekleşmemesi nedeniyle yargılamanın hukuken sürdürülemeyeceğini tespit eder. Bu yönüyle, esasa ilişkin karar veren beraat, mahkumiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararlarından ayrılır. CMK m. 223/9'da 'Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.' hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, sanığın lehine olan durumun öncelikle uygulanması gerektiğini belirtir. Dolayısıyla, bir davada hem zamanaşımı dolmuş hem de sanığın suçu işlemediği açıkça sabit ise (derhal beraat kararı verilebilecek bir durum varsa), mahkeme sanığın lekelenmeme hakkını gözeterek düşme kararı yerine beraat kararı vermelidir. Beraat kararı, sanığın aklanması anlamına geldiği için düşme kararından daha lehe bir sonuç doğurur.