657 sayılı DMK m. 76, kurumlara 'görev ve unvan eşitliği gözetmeden' memurları naklen atama yetkisi vermektedir. Bu yetki, 657 sayılı Kanun'un temel ilkelerinden olan 'kariyer' ve 'liyakat' ilkeleriyle nasıl bir denge içinde yorumlanmalıdır? İdarenin bu yetkiyi kullanarak bir daire başkanını, hiçbir gerekçe göstermeden bir uzman kadrosuna ataması işlemi hukuka uygun mudur?
DMK m. 76'da idareye tanınan yetki, mutlak ve sınırsız bir takdir yetkisi değildir. Bu yetki, 657 sayılı Kanun'un temel ilkeleri olan kariyer (memurun mesleğinde ilerlemesi) ve liyakat (göreve en uygun kişinin seçilmesi) ilkeleri ile kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde kullanılmalıdır. 'Görev ve unvan eşitliği gözetmeme' ifadesi, idareye tamamen keyfi atama yapma hakkı vermez. Bu ifade, idarenin hizmetin gerektirdiği durumlarda, örneğin bir kadro kaldırıldığında veya daha verimli olacağı düşünülen başka bir pozisyonda, memuru kazanılmış hak aylık derecesine uygun başka bir göreve atayabilme esnekliğini ifade eder. İdarenin bu yetkiyi kullanarak bir daire başkanını, kazanılmış hak aylık derecesine uygun olsa bile, hiçbir somut ve geçerli hizmet gerekliliği veya kamu yararı gerekçesi göstermeden, daha pasif ve yetkisiz bir uzman kadrosuna ataması, hukuka aykırı kabul edilir. Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu tür atama işlemleri 'gizli bir ceza' veya 'yetki saptırması' olarak değerlendirilebilir. İdare, atama işleminin sebep ve maksat unsurları açısından hukuka uygun olduğunu, yani bu atamayı neden kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından zorunlu gördüğünü somut gerekçelerle ortaya koymak zorundadır. Aksi takdirde, işlem hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilir.