TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen 09.11.2023 tarihli kanunla, kentsel dönüşümde riskli yapıların tahliyesine ilişkin tebligat usulünde ne gibi değişiklikler yapılmıştır? Maliklere tek tek tebligat yapılması zorunluluğunun kaldırılarak 'yapıya asma' ve 'e-devlet bildirimi' usullerinin getirilmesi, tebligat hukukunun temel ilkeleri ve savunma hakkı açısından nasıl bir tartışma yaratmaktadır?
09.11.2023 tarihli değişiklikle, kentsel dönüşümde riskli yapıların tahliyesi ve yıkımına ilişkin tebligat usulü önemli ölçüde basitleştirilmiştir. Artık her malike tek tek yazılı tebligat yapılması zorunluluğu kaldırılmıştır. Bunun yerine, tahliye ve yıkım kararını içeren tutanağın riskli yapıya asılması, maliklere e-Devlet kapısı üzerinden bildirim yapılması ve durumun ilgili muhtarlıkta 15 gün süreyle ilan edilmesi, tebligatın yapılmış sayılması için yeterli kabul edilmiştir. İlan süresinin bittiği gün tebliğ tarihi sayılmaktadır. Bu değişiklik, tebligat hukukunun temel ilkeleri ve savunma hakkı açısından önemli bir tartışma yaratmaktadır: **Lehe Yönü (Amacı):** Bu düzenlemenin temel amacı, maliklere ulaşılamaması veya tebligat süreçlerinin uzaması nedeniyle kentsel dönüşümün gecikmesini önlemek ve süreci hızlandırmaktır. **Aleyhe Yönü (Tartışmalar):** 1. **Tebligatın Şahsiliği ve Bilgilendirme İlkesi:** Tebligatın temel amacı, hukuki bir işlemden muhatabın haberdar olmasını sağlamaktır. Yapıya asma veya muhtarlıkta ilan gibi yöntemler, özellikle yapıda ikamet etmeyen, yurtdışında yaşayan veya e-Devlet kullanmayan malikler için öğrenme garantisi sağlamaz. Bu durum, kişilerin kendilerini doğrudan etkileyen bir idari işlemden haberdar olamama riskini doğurur. 2. **Savunma Hakkı ve Hak Arama Hürriyeti:** Tebligat, dava açma veya itiraz etme gibi hak arama sürelerinin başlangıcını oluşturur. Kişinin usulüne uygun tebligatı öğrenememesi, itiraz ve dava açma sürelerini kaçırmasına ve dolayısıyla hak arama hürriyetini ve savunma hakkını etkin bir şekilde kullanamamasına neden olabilir. Bu durum, Anayasa'nın 36. maddesiyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkını zedeleyebilir. Sonuç olarak, kamu yararı (dönüşümün hızlandırılması) ile bireysel haklar (bilgilenme ve savunma hakkı) arasında, kamu yararı lehine ciddi bir ağırlık oluşturan bu düzenleme, tebligatın amacına ne ölçüde hizmet ettiği konusunda eleştiriye açıktır.