Bir davada, yerel mahkeme Yargıtay'ın ilk bozma kararına uyarak davalılardan biri (Kurum) hakkında husumet yokluğundan davanın reddine karar vermiş, ancak bu karar Yargıtay tarafından 'Kurumun taraf sıfatı vardır' denilerek ikinci kez bozulmuştur. Yerel mahkemenin, ilk bozmaya uymakla davalı Kurum lehine 'taraf sıfatı' yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle direnme kararı vermesi hukuka uygun mudur? HGK-K.2021/416'daki olay üzerinden değerlendiriniz.
Evet, yerel mahkemenin direnme kararı usuli kazanılmış hak ilkesi gereği hukuka uygundur. HGK-K.2021/416 sayılı karardaki somut olayda da bu durum tartışılmıştır. Taraf sıfatı (husumet), davanın esasına ilişkin bir maddi hukuk sorunudur ve kamu düzenine ilişkin görev, kesin hüküm gibi mutlak istisnalardan değildir. Yerel mahkeme, Yargıtay'ın ilk bozma kararına uyarak davalı Kurum yönünden pasif husumet yokluğuna karar verdiğinde, bu uyma kararı ile birlikte bozma kararından yararlanan davalı Kurum lehine 'taraf sıfatı' yönünden usuli bir kazanılmış hak doğmuştur. Yargıtay'ın daha sonraki bir kararla kendi önceki bozmasıyla çelişerek 'Kurumun taraf sıfatı vardır' demesi, oluşan bu usuli kazanılmış hakkı ortadan kaldırmaz. Bu nedenle, mahkemenin usuli kazanılmış hakka dayanarak direnme kararı vermesi yerindedir.