Bir ceza davasında, sanığın ölümü üzerine davanın düşmesine (TCK m. 64) karar verildikten sonra, bu kararın 'sanığın mirasçıları' tarafından, ölenin masumiyetini ispat ve lekelenmeme hakkını korumak amacıyla temyiz edilmesi hukuken mümkün müdür? CMK m. 260'da kanun yoluna başvurabilecek kişilerin sınırlı sayıda sayılmış olmasının bu duruma etkisini, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (2024/70 E., 2024/147 K.) yaklaşımı çerçevesinde değerlendiriniz.
Hayır, hukuken mümkün değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2024/70 E., 2024/147 K. sayılı güncel kararında da açıkça belirtildiği gibi, sanığın ölümü üzerine verilen düşme kararı, sanığın mirasçıları tarafından temyiz edilemez. Bunun temel nedeni, CMK m. 260'da kanun yollarına başvurma hakkına sahip olan kişilerin (Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık, katılan ve suçtan zarar gören) sınırlı sayıda (numerus clausus) sayılmış olmasıdır. Bu listede 'sanığın mirasçıları' yer almamaktadır. Kanun, katılanın ölümü halinde mirasçılarının davaya devam edebileceğini (CMK m. 243) özel olarak düzenlemişken, sanığın ölümü halinde mirasçılarına böyle bir hak tanımamıştır. Düşme kararı, sanığın suçlu veya suçsuz olduğuna dair bir hüküm içermeyen, sadece ceza ilişkisinin ölüm nedeniyle sona erdiğini tespit eden beyani bir karardır. Mirasçıların, ölenin lekelenmeme hakkını koruma veya masumiyetini ispat etme gibi manevi amaçlarla da olsa, kanunda kendilerine tanınmayan bir usuli hakkı kullanmaları mümkün değildir. Bu kuralın tek istisnası, TCK m. 64/1 uyarınca, sanığın ölümüne rağmen 'müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında' davaya devam edilmesidir. Eğer düşme kararı aynı zamanda bir müsadere hükmü de içeriyorsa, mirasçılar sadece bu müsadere hükmü yönünden, kendi malvarlığı haklarını etkilediği için temyiz hakkına sahip olabilirler (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/davanin-dusmesi-karari-nedir.html).