Davanın taraflarından birinin, HMK m. 77/3 uyarınca 'avukat tutmak istemesi' veya m. 77/4 uyarınca 'avukatının istifa etmesi', yargılamanın başka bir güne bırakılması için geçerli bir sebep teşkil eder mi? Bu kuralların, 'savunma hakkı' ile 'yargılamanın süratle yürütülmesi' ilkeleri arasındaki dengeyi nasıl kurduğunu ve hakimin bu konudaki takdir yetkisinin sınırlarını analiz ediniz.
Hayır, HMK m. 77'nin 3. ve 4. fıkraları, bu durumların kural olarak yargılamanın başka bir güne bırakılması için geçerli bir sebep olmadığını açıkça düzenlemiştir. Bu kurallar, Anayasa ile güvence altına alınan 'savunma hakkı' ile 'yargılamanın makul sürede bitirilmesi' (usul ekonomisi) ilkeleri arasında bir denge kurmayı amaçlar. 1) Avukat Tutma İsteği (m. 77/3): Bir tarafın duruşma sırasında avukat tutmak istediğini beyan etmesi, duruşmanın ertelenmesi için yeterli bir gerekçe değildir. Kanun koyucu, tarafların yargılama sürecini kötü niyetli bir şekilde uzatmalarını engellemek ve davaların sürüncemede kalmasının önüne geçmek istemiştir. Tarafın, duruşmaya hazırlıklı gelmesi ve avukat tutacaksa bunu duruşmadan önce yapması beklenir. 2) Avukatın İstifası/Azli (m. 77/4): Benzer şekilde, avukatın istifa etmesi, azledilmesi veya dosyayı incelememiş olması da kural olarak erteleme sebebi değildir. Bu riskler, avukatla vekalet ilişkisi kuran tarafın uhdesindedir. Ancak kanun, bu katı kurala bir istisna getirmiştir: Eğer avukatın 'dosyayı incelememiş olması geçerli bir özre dayanıyorsa', hakim 'bir defaya mahsus olmak üzere, kısa bir süre verebilir'. Buradaki 'geçerli özür' (örneğin, avukatın yeni vekaletname sunması ve dosyanın çok kapsamlı olması, ani bir sağlık sorunu yaşaması vb.) hakimin takdirindedir. Hakim, bu takdir yetkisini kullanırken, talebin samimiyetini, davanın geldiği aşamayı ve ertelemenin yargılamayı geciktirme amacı taşıyıp taşımadığını değerlendirir. Bu istisna dışında, yargılamanın süratle ilerletilmesi ilkesi, savunma hakkının bu şekilde kullanılmasına üstün tutulmuştur (or.av.tr).