Kentsel dönüşüm sürecinde, riskli yapının yıkımı sonrasında arsa haline gelen taşınmazda, paydaşlardan birinin 'ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu)' davası açması, 6306 sayılı Kanun'da yapılan yeni düzenleme ile nasıl bir statüye kavuşmuştur? Bu düzenlemenin, dönüşüm sürecinde anlaşamayan malikler arasındaki kilitlenmeyi çözme potansiyelini ve Kentsel Dönüşüm Başkanlığı veya Hazine'ye tanınan 'ön alım hakkı'nın bu süreçteki rolünü açıklayınız.
6306 sayılı Kanun'da 09.11.2023 tarihinde yapılan değişiklikler, riskli yapının yıkımından sonra ortaya çıkan ve malikler arasında anlaşmazlık nedeniyle atıl kalan arsaların durumuna ilişkin önemli bir yenilik getirmiştir. Yeni düzenleme, yıkım sonrası arsa haline gelen taşınmazlarda, paydaşlardan herhangi birinin 'ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu)' davası açabilmesini açıkça mümkün kılmıştır. Bu, kentsel dönüşüm sürecinin, malikler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle tamamen kilitlenmesini önlemeyi amaçlayan bir mekanizmadır. Ortaklığın giderilmesi davası sonucunda, mahkeme genellikle arsanın açık artırma yoluyla satışına karar verecektir. Bu düzenlemenin en kritik yönü ise, bu satış sürecinde Kentsel Dönüşüm Başkanlığı'na veya Hazine'ye tanınan 'ön alım (şüfa) hakkı'dır. Kanuna göre, bu satış durumunda Başkanlık veya Hazine, taşınmazda paydaş olup olmadığına bakılmaksızın, ihaleye girip belirlenen bedel üzerinden arsayı öncelikli olarak satın alma hakkına sahip olacaktır. Bu mekanizma, bir yandan paydaşlar arasındaki anlaşmazlığı adli bir yolla (satış) çözerek kilitlenmeyi aşmayı hedeflerken, diğer yandan stratejik görülen alanlarda kamunun (Başkanlık veya Hazine aracılığıyla) mülkiyeti devralarak dönüşüm sürecini kendi kontrolünde yürütmesine olanak tanımaktadır. Bu, özel mülkiyete önemli bir kamu müdahalesi olmakla birlikte, kentsel dönüşümün kamu yararı gerekçesiyle meşrulaştırılmaktadır (kadimhukuk.com.tr/makale/kentsel-donusum-yasasi/).