Müdafiin, ifade alma veya sorgu sırasında, şüpheliye/sanığa 'susma hakkını kullanmasını telkin etmesi', hukuki yardım sınırlarını aşan bir müdahale olarak kabul edilebilir mi? Bu durumun, müdafiin 'maddi olayı karartabilecek müdahalelerde bulunmama' yükümlülüğü ile ilişkisini analiz ediniz.
Hayır, müdafiin şüpheliye/sanığa susma hakkını kullanmasını telkin etmesi, hukuki yardım sınırlarını aşan bir müdahale değil, tam aksine müdafiin en temel görevlerinden ve yetkilerinden biridir. Susma hakkı, şüphelinin/sanığın Anayasa ve CMK ile güvence altına alınmış en temel savunma haklarından biridir. Müdafiin görevi, müvekkilinin bu haklarını tam olarak anlamasını ve stratejik olarak en doğru şekilde kullanmasını sağlamaktır. Bu nedenle müdafi, sorulan soruların niteliğine, müvekkilinin psikolojik durumuna veya soruşturmanın genel seyrine göre, müvekkiline susma hakkını kullanmasının daha lehine olacağını düşünebilir ve bu yönde tavsiyede bulunabilir. Bu durum, 'maddi olayı karartabilecek müdahalelerde bulunmama' yükümlülüğü ile çelişmez. Maddi olayı karartmak, yalan beyanda bulunmaya teşvik etmek, delilleri gizlemek veya sahte delil üretmek gibi aktif ve hukuka aykırı eylemleri ifade eder. Oysa susma hakkını kullanmak, pasif bir savunma yöntemidir ve kanuni bir hakkın icrasıdır. Müdafi, müvekkiline 'yalan söyle' diyemez, ama 'bu soruya cevap verme, susma hakkını kullan' diyebilir. Bu, hukuki yardımın ve savunma stratejisinin doğal bir parçasıdır ve müdafiin aktif rolünün bir gereğidir (avmehmetgenc.com).