'Balyoz Davası'nda verilen beraat kararı sonrasında, mahkumiyet hükümleri nedeniyle rütbe alamayan veya TSK'dan ayrılmak/emekli olmak zorunda kalan personelin, bu hak kayıplarının telafisi için başvurabilecekleri hukuki yollar nelerdir? 'Özgür iradeyle emeklilik' argümanının, bu durumdaki personelin hak arama sürecinde ne gibi bir zorluk teşkil ettiğini ve bu argümanın nasıl çürütülebileceğini tartışınız.
Balyoz Davası'nda verilen beraat kararı sonrası, mahkumiyet hükümleri nedeniyle mesleki hak kaybına uğrayan personelin başvurabileceği hukuki yollar şunlardır: 1) İdari Yargı Yolu: Rütbe terfi ettirilmeme, kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilme gibi işlemler birer idari işlemdir. Beraat kararının kesinleşmesiyle birlikte, bu işlemlerin dayanağı olan mahkumiyet kararı ortadan kalktığı için, bu işlemler de hukuki dayanaktan yoksun kalır. Personel, beraat kararını gerekçe göstererek Milli Savunma Bakanlığı'na başvurarak haklarının iadesini talep edebilir. Bu talebin reddedilmesi halinde, bu ret işlemine karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin (kapatılmadan önce) veya güncel durumda İdare Mahkemeleri'nin görev alanına giren konularda dava açabilirler. 2) Tam Yargı Davası: Uğradıkları maddi (maaş farkları, parasal haklar) ve manevi zararlar için tam yargı davası açabilirler. Bu süreçteki en temel zorluk, idarenin, personelin 'kendi özgür iradesiyle' emeklilik dilekçesi verdiği yönündeki argümanıdır. İdare, personelin bir zorlama olmaksızın, kendi isteğiyle emekli olduğunu, dolayısıyla idarenin bir kusuru olmadığını savunabilir. Bu argüman, şu karşı argümanlarla çürütülebilir: Emeklilik iradesi, o dönemde kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan ağır bir mahkumiyet hükmünün yarattığı 'cebir' veya 'baskı' altında oluşmuştur. Kişi, meslekten ihraç edilme veya rütbelerinin sökülmesi gibi daha ağır sonuçlarla karşılaşmamak için, ehven-i şer olarak emekliliği tercih etmek zorunda kalmıştır. Dolayısıyla, bu irade 'özgür' değil, 'sakatlanmış' bir iradedir. İradeyi sakatlayan temel neden (mahkumiyet kararı) ortadan kalktığına göre, bu sakat iradeye dayanılarak yapılan emeklilik işleminin de sonuçlarının gözden geçirilmesi ve hak kayıplarının giderilmesi, 'hukuka güven' ve 'hakkaniyet' ilkelerinin bir gereğidir (sen.av.tr/tr/makale/balyoz-davasi/).