Türk hukukunda, bir kişinin hem malvarlığına karşı işlenen bir suçun (örneğin hırsızlık) faili hem de aynı zamanda o suçun mağduru olması hukuken mümkün müdür? Bu durumu, 'paylı mülkiyet' veya 'elbirliği mülkiyeti'ne tabi bir malın, paydaşlardan veya ortaklardan biri tarafından diğerlerinin rızası olmadan alınması senaryosu üzerinden tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175117

Evet, istisnai durumlarda bir kişinin hem fail hem de mağdur olması hukuken mümkündür. Bunun en tipik örneği, paylı veya elbirliği mülkiyetine tabi bir malın, paydaş veya ortaklardan biri tarafından, diğer paydaşların veya ortakların zilyetliğindeki payları üzerinden rızaları olmadan alınmasıdır. Hırsızlık suçunun (TCK m. 141) oluşabilmesi için aranan temel unsur, 'başkasına ait' bir malın alınmasıdır. Paylı mülkiyette, her paydaş malın tamamı üzerinde soyut bir paya sahiptir. Elbirliği mülkiyetinde ise ortakların mal üzerinde belirli payları olmayıp, hepsi malın tamamına birlikte maliktir. Bu durumlarda, mal kısmen de olsa 'başkasına ait' olma unsurunu taşır. Dolayısıyla, bir paydaşın, diğer paydaşların rızası ve haberi olmadan, ortak malı kendi zilyetliğine geçirmesi, diğer paydaşların payları oranında bir hırsızlık suçunu oluşturur. Bu durumda fail, kendi payı oranında malın maliki olduğu için, kendi payına yönelik olarak hırsızlık suçunun mağduru olamaz. Ancak, diğer paydaşların payları açısından 'başkasına ait' malı almış olduğu için bu paylar oranında suçun faili olur. Aynı zamanda, kendisi de o ortaklığın bir parçası olduğu için, eyleminden dolaylı olarak zarar görmesi nedeniyle suçtan zarar gören (mağdur) konumunda da olabilir. Yargıtay, bu gibi durumlarda, failin diğer paydaşların payları oranında hırsızlık suçundan cezalandırılması, ancak TCK m. 167/2 uyarınca, hak sahibinin rızası dışında payı üzerinde tasarrufta bulunulması nedeniyle cezada indirim yapılması gerektiği yönünde kararlar vermektedir.