Hırsızlık suçunda (TCK m. 141), malın değerinin azlığı (TCK m. 145) nedeniyle cezada indirim yapılırken, Yargıtay'ın 'nüfus cüzdanı, ehliyet, kredi kartı' gibi mallar için, fiziki değerleri çok düşük olmasına rağmen, bu indirimin uygulanmayacağı yönündeki içtihadının hukuki gerekçesi nedir?
Yargıtay, hırsızlık suçunda TCK m. 145'te düzenlenen değer azlığı indirimini uygularken, malın sadece fiziki veya ekonomik değerini değil, aynı zamanda mağdur için taşıdığı manevi ve kullanım değerini de dikkate almaktadır. Nüfus cüzdanı, sürücü belgesi (ehliyet), pasaport, banka veya kredi kartı gibi şeylerin maddi olarak bir değeri (plastik veya kağıt parçası olarak) neredeyse yoktur. Ancak Yargıtay, bu tür malların çalınması halinde TCK m. 145'in uygulanmamasını, şu gerekçelere dayandırmaktadır: 1) Manevi ve Fonksiyonel Değer: Bu belgeler, fiziki değerlerinden çok, sahibine sağladığı haklar ve fonksiyonlar nedeniyle önemlidir. Bir kimlik belgesi veya kredi kartı olmadan kişinin günlük hayatını idame ettirmesi, seyahat etmesi veya mali işlemler yapması ciddi şekilde zorlaşır. Suçun yarattığı haksızlık, sadece çalınan malın maddi değerinden değil, mağdurun bu fonksiyonlardan mahrum kalmasından kaynaklanır. 2) Yeniden Temin Külfeti: Çalınan bu belgelerin yeniden çıkarılması, mağdur için önemli bir zaman, emek ve masraf (harç, yol vb.) kaybına neden olur. Yargıtay, bu yeniden temin sürecinin yarattığı külfeti de zararın bir parçası olarak görmekte ve bu nedenle değerin 'az' sayılamayacağını kabul etmektedir. (Bkz. Yargıtay 13. Ceza Dairesi Karar: 2019/13629). Kısacası Yargıtay, değer azlığı değerlendirmesinde dar bir ekonomik yorum yerine, suçun mağdur üzerindeki toplam etkisini gözeten daha geniş ve hakkaniyete uygun bir yorum benimsemektedir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/hirsizlik-zimmet-gasp-sucu-malin-degerinin-azligi-nedeniyle-ceza-indirimi.html).