OHAL KHK'sı ile yapılan bir düzenlemenin, olağanüstü hal sona erdikten sonra kanunlaşması (örneğin 7086 sayılı Kanun), bu düzenlemenin Anayasa'ya uygunluk denetiminde hangi madde (Anayasa m.15 mi, m.13 mü) kapsamında inceleneceği sorununu nasıl etkiler? Anayasa Mahkemesi'nin, bu tür kanunların 'defaten uygulanmış' ve 'tükenmiş' olma niteliğine yaptığı vurgunun denetim usulü açısından önemini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175092

Bir OHAL KHK'sının sonradan TBMM tarafından aynen kabul edilerek kanunlaşması, onun hukuki niteliğini değiştirmez ve Anayasa'ya uygunluk denetiminin yine OHAL rejimini düzenleyen Anayasa m. 15 kapsamında yapılması gerektiği yönündeki Anayasa Mahkemesi içtihadını etkilemez. Anayasa Mahkemesi, E. 2018/81 sayılı kararında bu konuyu detaylı olarak incelemiştir. Mahkeme'ye göre, denetimde esas alınacak kriter, kanunun içeriği ve amacıdır. Eğer kanunlaşan düzenleme, tıpkı dayanağı olan KHK gibi, olağanüstü hali gerektiren tehlikenin bertaraf edilmesi amacına yönelikse ve belirli kişiler hakkında (örneğin KHK ekindeki listelerde yer alanlar) 'defaten uygulanarak hüküm ve sonuçlarını doğurmuş ve tükenmiş' ise, bu düzenleme bir 'OHAL tedbiri' niteliğini korur. Bu tedbirin sonuçlarının olağan dönemde devam etmesi, onun niteliğini değiştirmez. Bu nedenle, Anayasa'ya uygunluk denetimi, olağan dönemdeki temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma rejimi olan Anayasa m. 13'e göre değil, olağanüstü hal rejimini düzenleyen Anayasa m. 15'e göre yapılır. Eğer düzenleme, geleceğe yönelik genel, soyut ve herkesi bağlayıcı bir kural içerseydi, o zaman bir 'olağan dönem kanunu' olarak kabul edilir ve denetimi m. 13'e göre yapılırdı. Bu ayrım, denetimin daha esnek koşullar içeren m. 15'e göre mi, yoksa daha katı güvenceler içeren m. 13'e göre mi yapılacağını belirlediği için kritik öneme sahiptir (zulkufarslan.av.tr/ohal-duzenlemeleri-aym-2018-81/).