HMK m. 77/1'e göre, avukatın vekaletnamesiz yaptığı bir işlemin geçerlilik kazanabilmesi için 'asıl tarafın yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçeyle mahkemeye bildirmesi' de bir yoldur. Bu 'icazet' (onama) beyanının hukuki niteliği ve vekaletname sunulmasından farkı nedir? İcazet beyanının, avukatın HMK m. 77/2'deki kişisel sorumluluğuna bir etkisi olur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175069

HMK m. 77/1, vekaletnamesiz yapılan bir işlemin sonradan geçerli hale gelmesi için iki alternatif yol sunar: ya avukatın süresinde vekaletname sunması ya da 'asıl tarafın (müvekkilin) yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçeyle mahkemeye bildirmesi'. Bu ikinci yol, hukuki niteliği itibarıyla, yetkisiz temsilcinin yaptığı bir işleme sonradan 'icazet' (onay) verilmesidir. Bu icazet, tek taraflı bir beyanla yapılır ve işlemi yapıldığı andan itibaren geçerli hale getirir. Vekaletname sunulmasından temel farkı, geleceğe yönelik bir temsil yetkisi vermemesidir. İcazet, sadece geçmişte yapılmış olan o spesifik işlemi (örneğin bir temyiz dilekçesi verilmesini) onaylar ve meşrulaştırır, ancak avukata davanın geri kalanında işlem yapma yetkisi tanımaz. Avukatın sonraki işlemleri yapabilmesi için yine de bir vekaletname sunması gerekir. Asıl tarafın süresi içinde icazet beyanında bulunması, işlemi geçerli kıldığı için, avukatın HMK m. 77/2'deki mali ve diğer kişisel sorumluluklarını (celse harcı, karşı tarafın zararı vb.) ortadan kaldırır. Çünkü bu durumda, işlem artık vekaletsiz yapılmış bir işlem değil, asıl tarafından onaylanmış ve benimsenmiş bir işlem haline gelir ve tüm sonuçları asıl tarafa ait olur (or.av.tr).