Bir ceza davasında, sanığın ölümünün temyiz aşamasında anlaşılması üzerine Yargıtay'ın izlemesi gereken usul nedir? Yargıtay, ölüm nedeniyle düşme kararını kendisi mi vermelidir, yoksa dosyayı ilk derece mahkemesine geri mi göndermelidir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (K.2019/686) bu konudaki gerekçesini, 'ölüm vakıasının kesin olarak saptanması' zorunluluğu açısından açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175067

Sanığın ölümünün temyiz aşamasında öğrenilmesi (örneğin UYAP'taki nüfus kaydından veya bir bildirimle) halinde, Yargıtay'ın izlemesi gereken usul, doğrudan dosya üzerinden düşme kararı vermek değil, hükmü diğer yönleri incelenmeksizin 'ölüm vakıasının araştırılması gerekliliği' nedeniyle bozarak dosyayı ilk derece mahkemesine geri göndermektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun K.2019/686 sayılı kararında da bu usulün daha isabetli olduğu belirtilmiştir. Bunun temel gerekçesi, 'ölüm vakıasının kesin olarak saptanması' zorunluluğudur. Yargıtay, bir temyiz mercii olarak kural olarak maddi vakıa araştırması yapmaz. Nüfus kayıtlarındaki bilgilerin hatalı olabilme ihtimali veya ölüm iddiasının doğrulanması gerekliliği karşısında, bu araştırmanın yargılamayı yürüten ve maddi vakıaları tespit etmekle görevli olan ilk derece mahkemesi tarafından yapılması daha doğrudur. İlk derece mahkemesi, dosyayı yeniden ele aldığında, nüfus müdürlüğünden ve ilgili diğer kurumlardan gerekli belgeleri temin ederek sanığın ölüp ölmediğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin olarak tespit eder. Ölüm kesin olarak saptandıktan sonra, TCK m. 64 ve CMK m. 223/8 uyarınca kamu davasının 'düşmesine' karar verir. Bu usul, olası hatalı kararların önüne geçmeyi ve hukuki kesinliği sağlamayı amaçlar (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/davanin-dusmesi-karari-nedir.html).